Pages

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Tayland’ ın Yolları Taştan…


Ölmeden önce yapılacaklar listemde ( Evet gerçekten de böyle bir listem var..:) hep üst sıralarda olmuştur: “Tayland’ a gitmek…” Askerlik sonrası ödül tatili olarak bu sene gündemimize girmişti en sonunda. 8 ay önceden planlayarak uçak ve otel rezervasyonlarımızı yapmış, gideceğimiz günün gelmesini iple çeker olmuştuk. Bu süre içerisinde Berlitz’ in Tayland – Cep rehberini alıp, iyice karıştırarak neredeyse her satırı ezberlemiştim. Öyle ki eşime “ Sen buraya daha önce gelmediğine emin misin?” dedirtecek kadar iyi bir rehberlik performansı sergilemeye hazırdım. Ülkeye gitmeden önce alınması gerekenler arasında bir cep rehberi olmalı diye düşünüyorum; bu açıdan sade ve kolay anlaşılır anlatımı ile Berlitz’ in cep rehberini tavsiye ederim.

Tayland’ a gitmenin pek çok yolu var. Aktarmalı ya da aktarmasız uçuşların ortak özelliği maalesef biletlerin pahalılığı. 6 saatlik zaman farkı yaratan, 10 saatlik uçuşun bedeli çokta ucuz değil. Tek yön bilet fiyatları kişi başı 800 tl ile 2000 tl arasında değişiyor. Ne kadar erken alırsanız o kadar avantajlı elbette. Bizim 8 ay önce millerimizi kullanarak aldığımız biletlerimizi fiyatları 1800 tl iken, 1 hafta kala 3500 tl civarına ulaşmıştı. Uçak biletlerinizi ayarladıktan sonra gerisi kolay, çünkü ülkede yaşam çok ucuz.

Bana göre Tayland’ ta görülmesi gereken 4 şehir var. Bunlar sırası ile Bangkok, Pukhet, Chiang Mai ve Pattaya. Eğer 3-4 haftanızı ayarlayabiliyorsanız her bir şehri doya doya gezmeniz en verimli tercih olacaktır. Çoğu sırt çantalı turistin izlediği yolda bu oluyor zaten. Eğer bizim gibi zamanınız çok geniş değilse 4 gün Bangkok, 4 gün Pukhet yapmayı tercih edebilirsiniz.

Ülkeye gitmeden önce kısa kısa bazı bilgiler edinmek lazım:
— Tayland, Türkiye’ den vize almayan ülkeler arasındadır. Gitmek için özel bir prosedür uygulamanız gerekmemektedir.
— Ülkenin yerel dili Tay dilidir.
— Para birimi Bahttır ve en pratik tl çeviri metodu bahttan 2 sıfır atarak 2 ye bölmektir. Örneğin 100 baht 5 tl dir gibi düşünebilirsiniz. Dolar ve euro daki artış bu hesaplamayı çok az arttırabilir. (Kabaca yapılan bu hesap 1 doların 1.55 tl olduğu kur için geçerlidir.) Türk lirası bozduramayacağınız için yanınızda dolar ya da euro bulundurmanız gereklidir. Ülkede pek çok noktada döviz büroları bulunmaktadır. Havaalanlarındaki büroların kurları biraz daha düşük olabilir. Yanınızda 50 doların altında banknotlar götürmemenizi öneririm; büyük banknotları bozdururken daha yüksek bir kurdan işlem görürsünüz. Kredi kartının kullanımı bizim ülkemizdeki kadar yaygındır.
— Yaşayabileceğiniz her türlü olumsuzluk için 1155’ten Turist polisini arayabilirsiniz.
— Metro, Tren, Göktren, Taksi, Tuktuk, Uzunkuyruk tekneler ve halk botları temel ulaşım araçlarındandır ve ulaşım oldukça ucuzdur. Örn: Halk feribotları 0.2 krş, Metro 0.75 krş gibi rakamlarken taksiler bizdekinin dörtte biri fiyatınadır.
— Gittiğiniz yerlerde ilk olarak turistik bir harita temin edin ve gitmek istediğiniz yerleri işaretleyerek rahatça gezin.
— Ülkede En yaygın dil Budizm’dir. İbadet için kullanılan tapınaklara Wat adı verilir.
Her tapınağın ek bir adı vardır. Bizlerdeki camiler mantığından yola çıkarsak camilere isim verilmesi gibi bir benzetme yapılabilir. Tapınaklarda farklı ebat ve materyallerden yapılmış Budha heykelleri görmek mümkün. Bu heykeller dinlerince oldukça kutsaldır ve farklı ibadetler ile kutsanır. Ülkeden antik Budha heykellerinin çıkartılması kesinlikle yasaktır. Tezgâhlarda sıkça rastladığınız heykellerin mumdan değil de balık kemiğinden yapılmış olduğundan emin olun.
— Ülkeye gidiş sezonu Mayıs-Haziran ya da Kasım-Aralıktır. Bu aylarda yazı yaşayan
Ülkeye gelen turist sayısı artışa geçer, festivaller düzenlenir. Diğer aylarda muson yağmurları hâkimdir. Sabah ve akşam saatlerinde yarımşar saatlik çok şiddetli yağmur görürsünüz. Yerel halk gibi kısa süreli bir yerlerde bekler sonra hayata devam edersiniz. Muson yağmurlarında gitmenin en büyük avantajı, daha az turist olmasıdır. Hiç şüphesiz bu durum fiyatlara da yarı yarıya yansır. Bu açıdan sizde bizim gibi Muson yağmurlarında gitmeyi tercih edebilirsiniz. Yağmurların zevki de bir başkadır.
— Sadece Bangkok’ ta 1000 e yakın Wat bulunmaktadır. Bunlardan en meşhur 6 tanesi
mutlaka görülmeye değerdir:
Wat Arun (Şafak Tapınağı) / 08.30 – 17.30, Wat Po (Uzanmış Budha) / 08.00-18.00, Wat Suthat / 08.30-21.00, Wat Saket / 08.00 – 17.00, Wat Benjamabophit / 08.00 – 17.30, Wat Traimit / 08.00 – 17.00
Her gün açık olan bu tapınaklardan Wat saket dışındakilere giriş ücretlidir. İlk iki tapınak kesinlikle benim favorilerim arasındadır. Tüm tapınakları düzgün bir programlama ile herhangi bir tura ya da rehbere gerek olmadan 1 tam günde gezebilirsiniz. Sadece bir yer gezme imkânınız varsa bu kesinlikle Wat Phra Kaew ve Büyük Saray Kompleksi olmalıdır; bizim Topkapı sarayımız gibi değerlendirebilirsiniz. Tapınakları şort, etek, terlik gibi kıyafetler ile gezemezsiniz. Kıyafetiniz uygun değil ise girişlerden kıyafet kiralayabilirsiniz.
— Bangkok dışında daha eski tapınak bölgeleri görmek mümkün, bu bölgelere
günübirlik turlar ile gitmek mümkün. Ayutthaya (100km)ya da Khorat (250km) bölgesine gidilebilir bu tapınakları görmek için.
— Bangkok gece şovları ile ünlüdür. Özellikle travestilerin ve transseksüellerin sıkça
yer aldığı bu şovlar “Kabare” mantığında sunulmaktadır.
— Günübirlik turların en olmazsa olmazı Yüzen Pazar ile Timsah ve Yılan Çiftliğinin yer
aldığı Hayvanat bahçeleri gezileridir. İskele noktaları ve alışveriş merkezlerinde günübirlik tur düzenleyen firmalar bulabilirsiniz. Her yerde olduğu gibi elbette pazarlık esas…
— Tayland alışveriş için ucuz bir ülkedir. Alışveriş için şehir merkezindeki en gözde
alışveriş merkezi olan MBK’ e ya da hafta sonları şehrin en uzak noktasına kurulan dev Chatuchak pazarını doya doya gezebilirsiniz. Elektronik bizdekinin dörtte biri fiyatına ucuz denilebilir. Sahte ürünler oldukça ucuzdur, şansınıza güveniyorsanız alabilirsiniz.
— Pukhet’ te göreceğiniz gece hayatı ve gece şovları sizi oldukça etkiler.
— Thai masajı yaptırmadan dönmeyin.
— Turistik bölgelere günübirlik ulaşabileceğiniz bolca yerel seyahat acentası var.
Turların genelde kişi başı ortalaması sezonda 120 tl civarlarındayken, düşük sezonda yarı fiyatının da altındadır.
— Tatlı ekşi sosları seviyorsanız Thai mutfağını sevebilirsiniz. Bizim gibi aranız yoksa
yemekleri sossuz almaya dikkat edin. Musluklardan su içmeyin, içecekleri buzsuz sipariş edin.
— Ellerinizi birbirine birleştirip başınızı öne eğmek yaygın bir selamlamadır. Elleriniz
boyun seviyesini geçmesin, başınızı da çok fazla öne eğmeyin.

Artık yola çıkabiliriz…

İlk durağımız Bangkok. THY ile hizmet standartları yüksek, lezzet kalitesi muazzam bir uçuşun ardından sabahın erken saatlerinde Bangkok’ a iniyoruz. Havalimanından çıktığınızda şehrin yoğun kokusu şüphesiz ilk dikkatinizi çekenler arasında olacaktır. Bu kokuyu mutfaktaki karışık yemek kokularına benzetebiliriz. Havalimanına yaklaşık 50–60 km. uzaklıktaki şehir merkezine taksi ile ulaşım mümkün. Şehirde gidebileceğiniz en uzak mesafe olan bu mesafe için otoban paraları ile birlikte 25–30 tl gibi bir rakam ödersiniz. Havalimanında taksiler için bir oda mevcut, oraya gideceğiniz yeri bildirip adisyon verildikten sonra taksiye yönlendiriliyorsunuz. Genel olarak gideceğiniz yerin adını yerel adı ile birilerine yazdırabilirseniz sorunsuz ulaşabilirsiniz. Ya da cep rehberinden görseller göstererek te tarif edebilirsiniz. Benzin fiyatı bizimkisi ile yarı yarıya olduğundan taksiler ucuzdur. Ortalama 4-6 tl ödersiniz.

Şehir merkezinde her bütçeye uygun oteller mevcut. Bazı sokaklarda ellerinde kataloglar ile sizi karşılayan insanların olduğu özel oteller görebilirsiniz Zincir otellerin hemen hemen hepsi şehrin tam ortasından geçen Shao Phraya nehri etrafındadır. Otellerin önlerindeki limanları kullanarak botlar ile ulaşım pratiktir. Otellerin ücretsiz shuttle servisleri de mevcuttur. Genel olarak Göktren ve metroyu da kullanarak pek çok yere ulaşabilirsiniz.

İlk gün öğle saatlerinde otelimize varıyor ve kısa bir dinlenme molası veriyoruz. Evlilik yıldönümümüz sebebi ile Hilton bize harika bir şehir manzarasına sahip bir oda ve küçük sürprizler hazırlamış. Bende 5. yılımızı geride bırakmamız şerefine eşim için hazırladığım 5 küçük hediyeyi sürpriz bir şekilde sunuyorum. Kısa bir dinlenmenin ardından soluğu Şafak tapınağında alıyoruz, Nehir kenarına kurulu, dik ve yüksek basamaklara sahip bu yapı görülmeye değer. Tapınak önünde yerel kıyafetler kiralayarak fotoğraflar çektirebileceğiniz stantlar mevcut. Geleneksel pazarlığımıza burada başlıyor ve bir kostüm fiyatına, 2 kostüm kiralayarak sahneye çıkıyoruz. Sonrasında elimizde kokonatlar, kısa kısa alışverişler eşliğinde Public Boat ları kullanarak nehrin karşı tarafındaki tapınaklara geçiş yapıyoruz. Uzanan Budha’ yı gördükten sonra tuk tuk lar la sıkı pazarlık yapıp alışveriş merkezlerinin olduğu Siam tarafına doğru yola çıkıyoruz. 3 tekerlekli motosiklet olan tuk tuk’ lar taksiye göre daha pahalı. Pazarlık çok önemli elbette. Merkezde trafik olan saatlerde taksi tutmanız biraz zor, bu yüzden tuk tuk kiralamak zorunda kalabiliyorsunuz. Burcu pazarlık sınırlarını zorlayıp ta şoförden “Ben yerel insanları o paraya götürüyorum.” cevabını alınca başladı adama hayat dersleri vermeye. Ülkesini gezip görmeye gelen bir misafir olarak elbette yerel insanların ödediği parayı ödemesi gerektiğini, kazık yerse ülkesinin popülaritesinin azalacağını, misafirperver olması gerektiğini söyleyince taksi ile aynı paraya anlaşmış olduk neredeyse.

Siam bölgesine vardığınızda sizi 2 büyük alışveriş merkezi, sokak arası çarşılar ve tepenizden geçen Göktren bağlantıları karşılıyor. MBK (Mahboonkrong) ve Siyam adında 2 büyük alışveriş merkezi caddede karşılıklı duruyor. Daha büyük olan MBK’ de alışveriş için pek çok çeşit bulunmakta. Her ikisinde de çok şık restaurantlar var. Çok şık restaurantlarda bile kişi başı 10-15 tl vererek yerel lezzetleri tadabilirsiniz. Pizza Hut, Burger King gibi alternatifler. Yerel yemekler damak tadına uymuyorsa Pizza sevmezsiniz; yerel yemeklerin hamura basılmış hali gibi gelebilir size. Burger King gibi yerlerde etler genelde domuz etidir, özellikle sığır eti isterseniz belirtmelisiniz. MBK de, üst katlarda (üst geçitten girdiğinizde, ileride sağda) şu anda adını hatırlayamadığım ilginç bir restaurant mevcut. Q-matic sisteminde numara alıp dükkan önünde Sezercik misali ağzınızın suyunu akıtarak beklediğiniz bu restauranttın konsepti oldukça farklı. Sabit bir ödeme yapıp koltuğunuza oturuyorsunuz. Önünüzdeki raylar üzerinde seyahate çıkmış çeşit çeşit yemekler mevcut. Bunlardan istediğinizi doyana kadar alıp yiyebiliyorsunuz. MBK’ in en üst katı bizdeki Doğubank mantığında elektronikçilerden oluşuyor. Bu tip bir ihtiyacınız varsa buradan giderebilirsiniz. Fakat alacağınız ürünün Türkiye ve Avrupa satışını bilmenizde yarar var; bir de mutlaka test edin. En alt katında ise Terkos mantığında sepet sepet satışların yapıldığı dükkanlar mevcut. Migros ve Teknosa mantığında yerel marketlerden de fiyat kıyaslamaları yapabilirsiniz. Siyam AVM’ nin ana giriş kapısının karşısında dar sokaklarda gece çarşılarını gezebilirsiniz.

Ertesi Gün geri kalan tapınakları gezmek için güne uyanıyor ve sabah kahvaltısında noodlela birlikte pilav yiyerek harekete geçiyoruz. Otelden çıkarken görseli zengin bir ağaç dikkatimizi çekiyor. Ülkenin pek çok yerinde üzerinde renkli renkli bezlerin dolandığı Avatar filmindeki ağaçlara benzeyen bu ağaçları görüyorsunuz. Bu ağaçların içerisinde ruhların ve hayaletlerin yaşadığına inanıldığından yerel pek çok insan ağaçların karşısında tütsü yakma, el çırpma v.b. ibadetlerini gerçekleştiriyorlar. Hikayesini duyunca ilk gördüğümüz andaki kadar sempatik bulmayarak yolumuza devam ettik. Bugün şehrin geri kalanını keşif günümüz.

Öncelikle nehrin kenarındaki River City Alışveriş merkezini turluyoruz. Diğerlerinin yanında oldukça sönük kalan bu alışveriş merkezinin 2 artısı olabilir diye düşünüyorum: birincisi en üst katındaki antikacılar. Gezerken dikkatli olmakta yarar var; yanlışlıkla bir şeyler devirmek istemezsiniz. İkincisi ise bazı günler gerçekleştirilen şovlar; biz oradayken Thai Box dövüşleri vardı mesela. AVM’ den çıkınca nehir kenarlarındaki iskelelerde bulunan acentelere uğruyoruz. En uygun fiyatı Tha Tian iskelesindeki gözlüklü abiden alıyor ve 3. gün Ayuhatta, 4. gün ise Yüzen Pazar ve hayvanat bahçelerine gitmek üzere anlaşarak kaparo bırakıyoruz. Tha Tian iskelesi Şafak tapınağının tam karşısındaki iskeledir. Buradan hareket ile Büyük Saraya geçiyoruz. Yol üzerinde Cuma günleri kurulan bir sokak pazarına rastlıyor ve kısa kısa alışverişler yapıyoruz. Fiyatlar oldukça ucuz. 1.5 tl ye parmak arası terlik, 3 tl ye renkli şapkalar, 1 tl ye şekilli güneş gözlükleri almak mümkün. Aynı zamanda el işçiliğinin okunduğu heykeller ve biblolar alabilirsiniz birkaç liraya.

Pazarın ardından Büyük Saraya gidiyoruz. Tapınak girişleri genelde 3-4 tl iken buraya 15 tl gibi bir rakam ödüyorsunuz. Dilerseniz girişten ücret karşılığı rehber alarak ta gezmek mümkün. Bu büyük kompleks size bakmaya doyamayacağınız kadar görseli zengin işçiliklerle süslü yapılar sunuyor. Genel olarak tüm binaların çatı sistemini çok beğeniyoruz. Civardaki 6 görülmeye değer tapınaklar dizimizi uzun yürüyüşler ile tamamlayarak yine Siam bölgesine geçiyoruz. Siyam AVM’ nin içerisinde bir acente mevcut. Şehrin en meşhur gece şovuna en uygun fiyatlı bileti alabileceğiniz yerin burası olduğunu öğrenince hemen gidip alıyoruz. Kişi başı 20 tl vererek, ilk içkinin dahil olduğu, 5 yıldızlı bir otelin alt katında sahnelenen, ağırlıklı olarak bayan olup olmadığını anlamakta oldukça zorlanacağınız insanların oynadığı strip bir şovu keyifle izledik. Şovdan sonra oyuncular ile fotoğraf çekilmek en zevkli kısmıydı herhalde Şovdan sonra Göktren e çıkıyoruz. Şehrin üzerinden giden bu trenin 2 hattı bulunmakta. Metro ve Kanal hatı ile kesiştiğinden oldukça mantıklı bir seçim. Girişteki haritalardan gideceğiniz yerin kaç numara olduğunu öğrenerek, o numara karşılığındaki ücreti makineye attığınızda, cihaz size bir kart basıyor. Siz de bu kartı okutup geçiyorsunuz. Çıkışta da okutmanız gerektiğinden kartı atmamanız önemli. Yanlış bindiğinizde tekrar kart almadan geri dönebilir, gerekli bozuklukları cihaz yakınlarındaki bankolardan bozdurabilirsiniz.

Ertesi sabah erkenden otelden ayrılarak Ayuhatta’ ya doğru yola çıkıyoruz. Burası en çok merak ettiğim bölgelerden birisi. Araçtaki rehber bize ülkenin geneli hakkında fazlasıyla bilgi aktarıyor. Eğer zamanınız varsa ülkenin bu tip yerlerine tren ya da otobüslerle de gidebilirseniz. Ama sadece 1 günde civar bölgeleri görmek amacınız ise bir tura katılmanız en mantıklısı. Ayuhatta yolu üzerinde Bang Pa-In Palace a uğruyorsunuz. Dev bir doğal park havasındaki bu saray oldukça şık. Kralın kraliçeye şiirler yazdığı gölün ortasındaki çardak benzeri yapı favorimdi. Sarayı kendinizin kullanacağı golf arabaları ile de gezmek mümkün. Bence gerek maddi, gerekse sürekli indi-bindi yapma açısından gereksiz bir hareket. Ayuhatta’ ya vardığınızda eski tapınakların büyüsünden etkilenmemek elde değil. Pek çoğunu yürüyerek gezebilir, dilerseniz filler ile de gezebilirsiniz. Dönüşte büyük tekneler ile yemek eşliğinde seyahat ile kanaldan da şehre ulaşabilirsiniz. Otobüs ile gidiş, gelişe göre biraz daha maliyetlidir. Nehrin pek bir görseli olmadığından tercih etmeyebilirsiniz de. Akşamüzeri şehre vardığımızda hemen metroya ulaşıp soluğu Chatuchak Hafta sonu pazarında alıyoruz. Bu Pazar tüm alışveriş ihtiyaçlarınız karşılayabilecek ucuzlukta bir Pazar. Pazara erken gitmekte yarar var. Kıyafet alırken ikinci el olup olmadığını sormanızda yarar var diyebilirim. İlk ciddi Muson yağmurumuza burada yakalanıyoruz, hatta Türk aklı ile “Ya ne olacak şuradan şuraya koşarız bir çırpıda” diyerek donumuza kadar ıslanıyoruz. Üzerine ben ayağımın kayması ile ciddi bir düşüş yaşıyor ve fotoğraf makinemin UV Filtresini parçalıyorum. Gece yarısı otele vararak uyku moduna geçiyoruz.

Bangkok’ ta 4. ver son günümüzde yine sabahın erken saatlerinde yollara düşüp Yüzen Pazara gidiyoruz. Kanallar arasında ince kanolar üzerinde her telden satışlar yapan teyzelerin bulunduğu bu Pazar alanında, siz de motorlu bir tekne ile ya da yürüyerek belirli alanlarda alışverişe çıkabilirsiniz, hatta isterseniz kürek çekebilirsiniz. Biz yürüyerek gezilen alanda turlamayı tercih ediyoruz. Zaten ürünlerin hepsi aynı, kanaldakilerin daha ucuz olduğu söylense de siz pazarlık gücünüze güvenin. Pazarda yeni lezzet deneyimlerine açık olmalısını: Ben ekmek arası mısırlı kokonatlı dondurma üzerine pirinç pilavının tadını unutamıyorum mesela. Yüzen pazarın ardından Yılan ve Timsah çiftliklerine gidiyoruz. Burada uzun pitonları boynunuza dolayabilir, fil şovları izleyerek fillerin burunları ile sizleri sarmasına izin verebilirsiniz. Timsah şovları da çok keyiflidir, fakat timsahların ağzına kafanızı, kolunuzu sokma işini bırakın işin uzmanları yapsın Burcu’ nun boynuna yılan dolarkenki çığlıklarını hiçbir zaman unutamayacağım.

Akşamüzeri otelden çantalarımızı alıp havalimanına gidiyoruz. Bu sefer taksi yerine tura katıldığımız minibüs ile daha uygun bir fiyata anlaşıyoruz. Ülkenin Pegasus Airlines mantığındaki şirketi ile Pukhet e uçuşumuz var. 1.5 saatlik Pukhet yolculuğunun fiyatı kişi başı 100–150 tl arasında. Sırt çantalı, zamanı bol turistler için Pukhet yarımadasına tren yolu ile de gitmek mümkün. Pukhet te havaalanı şehir merkezine oldukça uzak; ortalama 1 saat gibi bir yolculuk yapıyorsunuz. Tuk tuk ile çekilmeyecek bir yol olduğundan taksi ya da havaş mantığındaki bir servis dışında alternatifiniz pek yok. Servis ile gitmek 2 saate yakın sürdüğünden bir taksi ile anlaşarak 30-40 tl bir ücret karşılığı otelinize ulaşabilirsiniz. Pukhet Hilton’ da da bizi rüya gibi bir otel odası karşılıyor. Eş durumundan Hilton personeli olarak dünyanın her yerindeki Hilton’ larda çok ucuz bir rakam karşılığında kalmak oldukça keyifli

Sabah dünya mutfağından güzel bir kahvaltı sonrası yüzmek için sahile atıyoruz kendimizi. Kaldığımız bölge Karon. Denizi Şile den hallice diyebilirim. Tabi dev dalgaların sizi inci gibi kumlarda oradan oraya savurmasının keyfi de tartışılmaz hiç şüphesiz. Karon a en yakın merkez Patong. Pukhet in asıl merkezi biraz daha içeride kalıyor ve iki merkez birbirine benzer özellikte Akşamüzeri Pukhet merkezden ziyade, gece hayatının daha renkli olduğu Patong Beach’ e geçiyoruz. Pukhette taksi ve tuktuklar çok daha pahalı. Neredeyse bizdeki ile aynı diyebiliriz. Günlük motosiklet kiraları çok ucuz; tek yön taksi parasına kiralamak mümkün. Fakat kaza ve çalınmalara karşı 2000 tl lik kontrat imzalamanız ve pasaport bırakmanız gerekiyor. Bu açıdan biz tercih etmedik; çok sayıda turist tercih edebiliyor.. Patong merkezde dev bir AVM daha var. Mağazalar çok daha lüks, Bangkok’ ta görüpte almayarak içinizde kalan bir ürünü 2 katı fiyatına burada gördüğünüzde üzülebilirsiniz. Bu bölgede çok sayıda masaj salonu bulunmakta. AVM nin alt katındaki masaj salonları eşlerin kocalarını emanet etmeleri açısından, sokak aralarındaki masaj salonlarına göre daha güvenilir bulunabilir. Beni alıp kapalı bir bölmeye götürdüklerinde Burcu’ nun “Where is my husband?” diye gülüşmelerini hatırlıyorum Tüm dünyaya ün salmış Thai Masajını yaptırmadan dönmeyin derim. Klasik Thai masajı size verdikleri keten kıyafetleri giymeniz eşliğinde yapılır. Ufacık kadınların kolunuzu bacağınızı çekiştirerek her yerinizi nasıl kütürdettiklerini gördüğünüzde şaşkınlığınız artacaktır. Bölgesel olarak sadece sırt ya da bacak masajları da yaptırabilir, ya da burun açan, egzotik kokulu yağlı masajlarla tüm kaslarınızı dinlendirebilirsiniz. Masajların saati 10-15 tl dir. Eşlerini yalnız bırakmak istemeyenler için couple masajlarda mevcut. Sokak aralarında daha özel masaj salonlarını görmek mümkün; bu masaj salonlarında masaj yapacak kişiyi seçip içeriye giriyorsunuz Patong’ un en hareketli caddesi Bang La-Road. Bu caddeyi gördükten sonra Dünyanın sex turizmi olarak anılan Pattaya’ nın nasıl bir yer olabileceğini daha iyi anladım. Eminim ki Pukhet’ inde pek geri kalır yanı yoktur. Önü açık barlardaki strip şovlar, yollarda her an sex yapmaya hazır görünümlü kadınlar, kısa kısa sex şovlarından oluşan Go Go şovlar sayabileceğim gece hayatının küçük örneklerinden. Aynı cadde üzerinde yine bolca acente mevcut. Okyanus Balıkçılığı, Silah Atış alanları, Fil turları gibi özel turlar mevcut. Bizimse yapılacaklar listemizde 2 tur var: James Bond Island ve Phi Phi Island turu. Önümüzdeki 2 gün için bu turlara kayıt yaptırıyoruz. Tercihimiz caddenin ortasına doğru solda kalan, Japon ablanın işlettiği tur şirketinden yana oluyor. Yorucu bir gecenin ardından bir tuk tuka atlayıp otelimize dönüyoruz. Buradaki Tuk tuklar bildiğiniz kasalı minibüs aslında. Pek bir esprisi yok bu yüzden.

Ertesi gün James Bond adası turu için yine erken saatte otelden ayrılıyoruz. Bu ada adını James Bond’ un Altın tabancalı adam filminden almakta. Filmin çekildiği yıllardaki doğal zenginliğin aynısı olmasa da yine e denizin ortasında bitivermiş mantar görünümlü kayalar görülmeye değer. Turun en güzel yanı duraklama anlarında kanolar ile mağaralar arasında dolaşabilmeniz. Yüzme anlamında sudaki partiküller sebebi ile çok görsel zenginlikte bulmadık açıkçası, ama teknede sürekli ikram edilen yemekler ve meyveler başarılıydı. Zaten Tayland’ ta geçirdiğiniz süre içerisinde hiç yemediğiniz kadar egzotik meyve yiyorsunuz. Artık ananas kusacaktık son günlerde. Akşam yine merkeze giderek kendimizi gece hayatına bırakıyoruz. Vegas’ ta olan Vegas’ ta kalır derler. Bence Tayland’ ta olan da Tayland’ ta kalır. Ama dikkat edin frengi ve aids orada kalmaz sizinle geri döner

3. günümüzde sıra tüm dünyaya ün salmış Phi Phi Island’ ı görmekte. Bu turda daha çok adacık görme için sürat tekneleri ile gitmek mantıklı. Ama eğer dalgaların üzerinde zıplayarak gitmek bünyenize çok iyi gelmeyecek diye düşünüyorsanız büyük teknelerle de gidebilirsiniz. Sadece Phi Phi Island’ ı gezmiyorsunuz. Beraberinde Monkey Beach, Loh Samah Bay, Vikin Cave ve Pileh Bay i da geziyorsunuz. Özelikle Maymun adasında maymunları ellerinizle beslerken çok eğleniyorsunuz. Su altı, hayallerinizdeki gibi inanılmaz zengin. Dev denizkestanesi ve denizanalarına dikkat edin derim. Turlarda maske şnorkel dağıtılmaktaysa da, siz hijyen açısından kendi ekipmanlarınızı götürmeyi tercih edebilirsiniz. Bu bölgelerde tüplü dalış imkanınız da var. Viking mağaralarında yaşayan balıkçılar yüksek kayaların üzerindeki kuş yumurtalarını toplamak için canları pahasına bir ava çıkarlar. Bu yumurtalardan yapılan çorbaların değerinin yüksek olması yumurta başı 1000 dolar gibi bir getiri getirebiliyor. Phi Phi Island Pukhet in en gözde yeridir. Düşük sezonda, ortalama oda fiyatları ortalama 30 tl ye kadar inebiliyor. Adadan Pukhet merkeze her gün botlarla servis mevcut. Kaya tırmanışçıları için botlarla düzenlenen tırmanış turları mevcut. Geceyi otelde canlı müzik ve bilardo eşliğinde noktalayarak dinlenmeye çekiliyoruz.

Adadaki son günümüzü deniz kenarında evlilik yıldönümümüze özel fotoğraf çekimlerimize, bolca yüzmeye ve veda masajlarına ayırıyoruz. Dolu dolu geçen günlerin ardından sıra yine kürkçü dükkanına dönmekte. Darısı sizlerin başına…

Yolunuz hiç bitmesin…

İlhan ÖREN

1 yorum:

alpertunga dedi ki...

arkadaşım iyi geziyon belliki nerede yemek yenir,nerede kalınır,nerede eğlenilir eğer ihtiyacın olursa http://www.neregidelim.com adresinden ulaşabilirsiniz

Yorum Gönder

Söyle,söyle; çekinme...