Pages

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Hani Bitmezdi...?


Sonunda bitti…

Hayatım boyunca bu kadar sabırsızlıkla gelmesini beklediğim bir gün olmamıştır.

157 gündür bir adım gerisinde durduğum hayatıma geri dönme zamanı artık. Vakti zamanında “gurbetim” dediğim, sonralarda hasretim haline gelen şehri İstanbul beni bekliyor. Birazdan kalkacak trenim akşam saatlerinde beni sevdiğime kavuşturacak. Aylardır o tren Haydarpaşa’ yanaşırken camdan sarkıp, meraklı gözlerle nasıl sevgilimi arayacağımın hayalini kuruyorum. Sonunda defalarca yaşanmış gibi hissettiğim bu anın heyecanının yerini huzura bırakma vakti geldi. Şimdi yüreğimi gönderdiğim sürgünden döndürme zamanı…

Askerlik yaşantımı Hazırlık, Acemilik, Geçiş Dönemi, Ustalık ve Gerçek Hayata Adaptasyon olarak sınıflandırabilirim.

Hazırlık Döneminde ilk olarak hayatınızda ilk defa kalmak üzere bir sınava girersiniz. Sonrasında, sonuçlar belli olduğunda her kafadan bir ses çıkmaya başlar. Bunlar çevrenizde daha öncesinde askerlik yapmış kişilerin bireysel tecrübelerine dayalı iyi niyetli olmasına rağmen kafa karıştırıcı yorumlardır genelde: Yeşil iç çamaşırı al, terlik götürmeyi unutma, çengelli iğne hayat kurtarır, banyo çantasını almazsan halin duman, en önemlisi Casio / Casiq F-91W saattir; bak o olmazsa olmaz…v.s….v.s… Sizde karmakarışık bir ruh haliyle, elinize tutuşturulan bir liste eşliğinde kendinizi bir askeri pasajda bulursunuz.Gideceğiniz yer hakkında size en doğru bilgiyi o birlikte daha önce askerlik yapmış erlerin görüşlerini paylaştığı form sayfalarına internet üzerinden ulaşmak verecektir. Aldığınız birçok eşyayı “Askeri istihkak” adı altında size dağıtabilirler ya da sahip olsanız dahi zorunlu olarak aldırabilirler. Yine de ne kadar araştırırsanız araştırın, kendinizi bir anda ihtiyacınız olacak ya da olmayacak bir sürü ekipmanı alırken bulursunuz. O esnada birileri sizin gelişiniz ile ilgili sürdürdüğü gerekli hazırlıkların son rötuşlarını yapmaya devam etmektedir. Yatacağınız 80 x 200 cm.lik ranza sistemindeki yatağını, 40 x 100 cm.lik hayatınızı sığdıracağınız nizamı belirli dolabınız, kalorisi hesaplanmış karavananız, birlikte zaman geçirmekle yükümlü olduğunuz can arkadaşınız, ilerleyen süreçteki eğitim planlamanız başta olmak üzere ileriki dönemde hayatınızda yer tutacak her şey o zamandan belirlenmiştir. Zaten bu dönem sizin hiçbir şey düşünmemeniz üzerine kurulmuş bir dönemdir. Her şey sizin yerinize düşünülmüştür.

Sonra Hazırlık döneminden Acemilik Dönemine geçeriniz. Sizi veda kutlamaları, iyi niyet temennileri ile zenginleştirilmiş seremoniler eşliğinde psikolojik olarak askerliğe hazırlamaya çalışır dostlarınız. Ama siz ne yaparsanız yapın asla hazır hissedemezsiniz kendinizi. Bir tarafınız yarım teslim edersiniz kendinizi birliğinize. Adı budur: Teslim olmak… Ama merak etmeyin, durumun farkında olan, sizi komuta edecek kişiler, yani artık komutanlarınız size gerekli uyarıyı yaparlar: “Hazır ol!...” Artık emir komuta onlardadır. Süreç dâhilinde bu direktif sizi sık sık hatırlamaya çalıştığınız dış dünyanızdan sizi alır ve dâhil olduğunuz yenidünyaya adapte olmanız için sizi hazır eder. Günde ortalama 12 kez sayılmaya, her gün sakal tıraşı olmaya, hafta bir kez saçınızı 3 numara tıraş ettirmeye, sürekli olarak kendinizi değersiz hissetmeniz için yapılan hakaretlere, önünüze ne konursa, ne artarsa yemeğe ya da ne kalmazsa yiyememeye, yarım saat telefon sırası bekledikten sonra sadece 2dk. konuşarak rutin bir şekilde sürekli iyi olduğunuzu dile getiren telefon konuşmalarına kısacası her şeyin sizin için düşünüldüğü şekilde seyrettiği, her an her şeyin olabileceği, düzen içi düzensizliğin hakim olduğu bir dünyaya hazır durumda olmanız itina ile sağlanmaktadır. İlk zamanlar zamanın bir türlü geçmediğini görüyor insan, Şafak diye tabir edilen günler gözünüzde büyüyor. Çetin Altan’ ın bir sözü vardır: “Mutluluk, zamanı unutmaktır.” der. İşte zamanınızın geçmeme sebebi bu cümle ile açıklanabilir.

Şansınız biraz ters giderde benim gibi daha en başında Denetlemeye denk gelecek olursanız bir şeylerin olabilme ihtimalinin yarattığı yansımaların mantık sisteminizi ne kadar zorlayabileceğini de görmüş olursunuz: Birilerinin yemeğe gelme ihtimali saatlerce aç kalmanıza sebep olabilir. Yatmanız gereken kattan birilerinin geçme ihtimali sizin başka bir binada yatmanızı sağlayabilir; üstelik esas binada da yatak başında nöbet tutabilirsiniz. Araç geçiş yolunda bulunmanız sebebi ile saatlerce ayakta “hazır ol” pozisyonunda bekleyebilir, yemin töreninizde gerçekleştireceğiniz 100 m.lik yürüyüşün provasını ayaklarınızın tabanı şişene kadar haftalarca tekrar edebilirsiniz. Soğuk su ile banyo yaptıktan sonra rüzgârlı, soğuk havada bekletilebilir, çamurlu yollardan yürütülebilir; akabinde de hasta olabilirsiniz. Daha sonra hasta olduğunuz için revire gönderilme öncesi ceza ve azarlar işitebilirsiniz. Süreç bitiminde artık istenilen her şeklin verilebileceği kıvama gelir hamurunuz. Bütün bunlar olabilir de, olmayabilir de. Belki de benim gibi Ankara / Etimesgut Zırhlı Birlikler’ de askerlik yapıp yapmamanız ile alakalı olarak şekillenebilir. Sonuçta herkesin hikâyesi farklıdır.

Tüm bunların bitiminde ikinci periyoda takdire şayan bir tören eşliğinde, ailenizin de katılacağı bir yemin ederek geçebilirsiniz. Birkaç günlük evci-l yaşantınızın ardından artık ustalık dönemine geçiş zamanı gelmiştir. Lakin usta olmadan önce kısa bir Geçiş Dönemi girer araya. Bu döneme Usta Birliğinin Acemiliği de diyebiliriz. Çok uzun sürmez sağ olsun; yeni birlikteki insanlarla tanışır, kısa sürede rutine geçiş yaparsınız.

Bu işin ustası olmak için ise yapmanız gereken gayet açık ve nettir aslında. Kendinizi bir tiyatro sahnesinde gibi düşünerek ne rol verilirse en usta oyunculuk performansınız ile sahnelemelisiniz. Bunu becerebildiğinizde günler daha çekilir kıvama gelebilir. Usta Birliğime teslim olduğum günü hatırlıyorum: bavulumun içerisine bana verilen istihkakın yanına nefret, üzüntü, karamsarlık ve gitgide içimi acıtan hasretimi eklemiş ve soluğu M.S.B. Harita Genel Komutanlığı’ nda almıştım. Acemi birliğime teslim olurken kapıda “Cehenneme Hoş geldiniz.” dediklerini hatırlıyorum. Tam da yeni bir cehennem adım attığımı düşündüğüm sırada Nizamiye kapısındaki erin “Birliğimize Hoş geldin.” demesi ilk şaşkınlığımı yaratmıştı. İlk şaşkınlığım diyorum çünkü katıldığım bu yeni birlikte bazı önyargılarımın da kırıldığını itiraf etmeliyim. Benim ustalığımda Denetlemeler yine peşimi bırakmadı; 4 aylık ustalık dönemimde 2 denetleme gördüm. Atış takımı, Spor Takımı, Eğitim Takımı, GEP Yazıcılığı ve Hazır Kıta gibi roller aldım ve en iyi şekilde sahnelemeye çalıştım. Askerlik hayatım boyunca G3, M1 ve AK 47 olmak üzere üç farklı silahım oldu. 86 el atış yaptım, Artık saymaktan usandığım kadar barfiks, şınav ve mekik çektim. Uzun ve yüksek atlamalar yapıp, 100m. ile 2400m. koşular ile geçirdim günlerimi. 60 adet nöbet tutup, 45 adet nöbetçi onbaşılık yaptım. 3 ay gibi bir süre Hazır Kıta da yer aldım.

Er, Onbaşı ve Çavuş olup kariyer basamaklarını hızla tırmandığım toplam süreçte kendime ne katabildiğimi sorgular oldum. Verebildiğim en net cevap hiç şüphesiz “Okumak” oldu. Toplamda 6080 sayfayı bulan 26 adet kitap bitirdim, notlar aldım, yazılar yazdım. Hayata dair aradığım cevapları buldum sayfalar arasında, hedefler belirledim ve planlar yaptım. İçe dönük bu sürecin benim için hiç şüphesiz tartışılmaz bir önemi oldu.

Halen askerliğini yapmayan adama kız verilmediği yerler var. Askerliğin insanı adam ettiği düşüncesi akimdir genelde. Kimisi için doğru olabilir; ilk defa büyüdüğü köyünden, şehrinden çıkıp gurbete gelen, ilk defa sosyal bir ortama dâhil olan insanlarla tanışıp farklı kültürler paylaşıyorsunuz. Aynı kıyafetleri giyip, aynı karavanadan yemek yiyor ve eşit şartlar altında önyargısız iletişimi tadıyorsunuz.

Evet, birazdan kalkacak tirenim beni akşam saatlerinde sevdiğime kavuşturacak. Sadece sevdiğime değil, beni bana da kavuşturacak hiç şüphesiz. Geçirdiğim zaman süresince askerlik hayatıma değer katan dostlarım olacak bu nostaljik yolculuğumda. Keyifli sohbetler ile geride bırakacağız o günleri. Sırada Gerçek Hayata Adaptasyon süreci var. Bu süreçte de hayatımın anlamını yücelten sevdam ve beni bekleyen dostlarım yer alacak diye düşünüyorum. Umarım hızlı geçer.

Evet, sonunda bitti; dönüyorum…

<!--[if gte mso 9]> Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

6 yorum:

MehmeT dedi ki...

...süper bir yazı..ellerine sağlık...ve çok geçmiş olsun ilhanım...tekrardan aramıza hoşgeldin..mc..

bilgen dedi ki...

hayatlarının gerçekten aslında ne kadar da kıymetli, geride kalanların ne kadar da özel olduklarını anlatmak için kurgulanmış biraz acımasız ve çetin bir yol sanırım bu..Geçmiş olsun hoşgel tekrar önce burcuya sonra aramıza.
not: iyiye insan çabuk alışır hemen bu sürecide atlatırsın ve artık eminim kendini özgür hissedeceğin zamanların değeri paha biçilemez olacaktır.. mc'nin karısı:))

Tamer Ergin dedi ki...

abicim çok güsel anlatmışsın sanki tekrar yaşar oldum. çok realist bir izlenim. bravo..

buya dedi ki...

İlhancım hoşgeldin. hoşgeldin kendine , eşine dostlarına. Çok zorlu bir süreç olmuş bu yolculuk senin için:(( seninle beraber herkes burcuyla gun saydı, bekledi ama artık bitti çok şükür, hoşgeldin yemeğine bizim bıcırıgın ve annemin rahatsızlığı yuzunden katılamadık ama yureğimiz ordaydı sizleydik.Umarım en kısa sürede mutluluğa adapte olursun:)))

Adsız dedi ki...

ayrı duraklara ve farklı yönlere giden aynı trendeki yolculardık hepimiz demekki gidebiliyormuş nerden nereye yazın çok güzel olmuş eline sağlık arkadaşım iyiki tanımışım sizleri :)
(hasan )

Adsız dedi ki...

hacı seni çok ezmişler askerde ya .. sakat yerlere mi düşmüşsün yoksa kendini motive mi edemedin ya da askerliği kanıksayarak " teslim mi olmadın " bilemiyorum ama kötü bir askerlik geçirmişsin anladığım .. elbette kolay değil ama sen kadar bunalmamıştım ben ..

Yorum Gönder

Söyle,söyle; çekinme...